03.04.2026
CUMHURİYET HALK PARTİSİ GENEL BAŞKANI ÖZGÜR ÖZEL:
“PEÇETE GİBİ DARMADAĞIN İDDİANAME YAPRAKLARI SİLİVRİ’DE NAMUSLU ARKADAŞLARIMIZIN AYAKLARI ALTINDA EZİLİYOR”
“MAHKEME SALONU YARGILANDIĞIMIZ DEĞİL, YARGILADIĞIMIZ BİR MECRAYA DÖNÜŞTÜ”
“SANDIKTA ALAMADIKLARI BURSA’YI HAKİM TOKMAĞIYLA ALMAYA ÇALIŞIYORLAR, MİLLETİN VİCDANINDAN DÖNER, ÖRNEK ARAYAN KENDİ HAYATINA BAKSIN”
“NASIL BİR ORTAM YARATILIYORSA İZMİR’DE KİMSE BİLİRKİŞİLİĞİ KABUL ETMİYOR, SON BİLİRKİŞİ DE ÇEKİLDİ”
“MİLLET PATRONUN KİM OLDUĞUNU SANDIKTA DEMOKRATİK YOLLARLA YENİDEN GÖSTERECEK”
Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, Konak Belediyesi Ferdi Zeyrek Gençlik Merkezi Açılış Töreni’ne katıldı. Burada konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özel, “Hepiniz hoş geldiniz. Öncelikle 10 yaşından 17 yaşına kadar yaşadığım, sonra 18 - 22 yaş arası üniversite hayatını yaşadığım şehirdeyim, askerliğimi yaptığım şehirdeyim. Bugün ikinci gün ve tüm programlarımızda bize ev sahipliği yapan tüm hemşerilerime öncelikle sevgiler sunuyorum. Hepiniz hoş geldiniz. Çok teşekkür ediyorum. Örgütümüz burada, belediye başkanlarımız burada. Büyük bir memnuniyetle görüyorum ki önceki dönem büyükşehir belediye başkanımız, önceki dönem milletvekillerimiz, il başkanlarımız, önceki dönem Parti Meclisi üyelerimiz de programlarımızı onurlandırıyorlar, takip ediyorlar” dedi. Özel, şunları söyledi:
“YÜZLERİN GÜLDÜĞÜNÜ GÖRMEK ÇOK İYİ GELDİ”
“İzmir Cumhuriyet Halk Partisi açısından Cumhuriyet’in de partinin de sancak gemisi. İzmir’deki her başarı gururumuza gurur katarken; İzmir’de olabilecek en ufak kusur, en ufak bizi üzecek mesele gerçekten de parti açısından taşınması güç bir hal alıyor. İzmir’de böyle pozitif gündemlerle, dün sabah erken saatlerde sosyal konut temelleri atarak güne başladık. Kiralık sosyal konut projelerini dünyanın gündemine sokmuş siyasi akrabalarımızla bir Türkiye’de parti programına taşımış bir parti olarak hayata geçen projeleri görerek, geçmişte üzdüğümüz kooperatifzedelere anahtarlar dağıtmaya başlayarak başladık. Biri hariç tüm kooperatiflerle; kooperatif üyeleriyle anlaşmalar, imzalar karşılıklı atılıp, büyükşehir belediyesinin bu konuda hem inisiyatif almasıyla hem üzerine düşeni yapıp, hem yüzlerin güldüğü ve artık rahatsızlıkların yerini memnuniyetin, umudun aldığını görerek ilerlemek ve böyle iki gün geçirmek gerçekten hepimize çok iyi geldi. Onun için ben öncelikle buna emeği geçenlere, Büyükşehir Belediye Başkanımıza, bürokrasisine, ilçe belediye başkanlarımıza teşekkür ediyorum. Ayrıca gittiğimiz ilçelerde 24-25 açılış yapıyoruz. 28 ilçemizin bu yönde yoğun talepleri var. Biz bunun üçüne, dördüne, beşine yetişebildik. İlerleyen günlerde hem yine burada olacağız, sizlerle birlikte olacağız ama ben İzmir’deki 29 belediye başkanımıza bütün imkansızlıklara rağmen iki yıl içinde yüzlerce projeyi hayata geçirdikleri için, bu yoksulluk kıskacında ve yoksulluğun pençesindeki insanlara sosyal belediyecilikle sahip çıktıkları için, çocukları ve kırılgan grupları kayırdıkları için, gerçekten halkçı belediyecilik örnekleri gösterdikleri için her birine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar.”
“KİMSE BİLİRKİŞİLİĞİ KABUL ETMİYOR”
“Tabii bugün enteresan bir haber aldık. Biliyorsunuz önceki dönem Büyükşehir Belediye Başkanımız, İl Başkanımız, İZBETON Genel Müdürümüz tutuklular. Kendileri aslında birinci davadan tutuksuz yargılanmadan birkaç gün önce bir yedekleme tutuklulukla içeride tutulmaya devam ettiler. Bir bilirkişi var. Bugüne kadar dosyaya İzmir’de bilirkişi olmayı 20’nin üzerinde, 30’a yakın kişi reddetti. Biz istiyoruz ki bilirkişi olsun ve lehimize bir şey yazsın. Nasıl bir habitat, nasıl bir ortam yaratılıyorsa, bilirkişinin bizim lehimize yazmasına izin vermeyenler yüzünden kimse bilirkişiliği kabul etmiyor. En son bir bilirkişi görevlendirdiler; Adalet ve Kalkınma Partisi’nden milletvekili adayı. Mahkemeye itiraz ettik; ‘Yahu bu dava fevkalade siyasi, böyle iş mi olur?’ Mahkeme reddetti. Oluşan toplumsal tepki üzerine bu sefer bilirkişi kendisi bundan çekilme ihtiyacı duymuş. Öyle ki bir kamu zararının olmadığı, belediyeye bir zararın olmadığı, kötü niyet olmadığı, hele hele dolandırma gibi bir şeyin hiç olmadığı bir yerde bir suç icat etmeye çalışılan zorlama bir iş var.”
“KOOPERATİFÇİLİK SUÇ DEĞİLDİR”
“Öncelikle bir kez şunu söyleyeyim. Konut ve barınma sorununa karşı bir kooperatif modeliyle çözüm aramaya çalışmak ve bunun üzerinden bir kentsel dönüşüm projesi yürütmek asla ve asla suç değildir. Kooperatifçilik suç değildir. Bizim modelimizde kamunun cebinden beş kuruş para çıkmadan ve müteahhide bir şey verilmeden, en ucuz yoldan bir konut sorununu çözme yönünde iyi niyetli bir adım, ardından gelen maalesef inşaat maliyetlerindeki 10 kata varan artışlar, bunu sürdürmek için alınan bazı tedbirler, bazı adımlar vardır. Bu sürecin içinde üzdüklerimiz, rahatsızlık duyanlar, tepki gösterenler olmuştu. Ama partiyi, İzmir Büyükşehir Belediyesi'ni, İzmirlilerle arasındaki sıkı ve kopmaz bağı zedeleyecek hiçbir şey olmamak üzere meselenin çözülmesiyle ilgili bir talimatla o gün karşınızdaydım. Bunu söylemiştim. O günlerde isyan edenlerin, protesto edenlerin dün yüzlerinin güldüğü ve artık bu rahatsızlıklardan umuda, mutluluğa, teşekkürlere döndükleri bir süreçteyiz. Buradan bir kez daha İzmir kamuoyunun önünde söylüyorum. Her hafta değilse iki haftada bir bu işin işleyişi ile ilgili bilgi alıyorum. Gözüm üzerinde, elim üzerinde ve kulağım İzmir’dedir. Son konutun anahtarı teslim edilene kadar Genel Başkan bu işin üzerindedir. Herkes bunu böyle bilsin. Bir de zaman zaman örneğin bir tünel inşaatı yapılıyor, üstünde bir takım evlerde mağduriyetler oluşmuştu. O arkadaşlarımız seslerini yükseltiyorlardı. Dinlenildi, onlara çözüm önerilerinde bulunuldu. Kira olabilir, başka yerde ve olabilir, burada yerinde bir şey olabilir. Bununla ilgili bir çözüm vardı. Ama bir - iki yerde okudum, gördüm. Birileri, yani kendileri vatandaşın hiçbir sesini duymayan birileri… Bütün Türkiye’de ormanları katledenler, madenlere açanlar, memleketin canına okunurken susanlar, ortak olanlar, Meclis’te buna el kaldıranlar, bazı duyguları tahrik etmeye çalışıyorlar. Bu anlamda kimin ne mağduriyeti varsa İl Başkanımız, Genel Başkan’ın İzmir’deki vekili sıfatıyla; İzmir İl Başkanımız, İzmir İl Başkanlığında oturuyor. Her sorunu çözmek için partimiz adına yetkili. Konuyu bana iletmeye yetkili, konuyu çözmeye ve çözdürmeye yetkili. İzmir’de Cumhuriyet Halk Partisi’ne ulaşamayacak, sesini duyuramayacak hiç kimse yok. AK Parti’nin de bu konudaki fırsatçılıklarına ne biz, ne İzmirliler prim vermiyoruz, vermeyeceğiz. Bir kişiyi geride bırakmayacağız.”
“O ZAMAN ‘SENİN AKLIN FİKRİN ŞEHİRCİLİKTE’ DEMİŞTİM”
“Değerli Konaklılar, değerli İzmirliler bugün burada İzmir’in sekiz kadın belediye başkanından birisinin konuğuyuz, misafiriyiz. Cumhuriyet tarihi boyunca İzmir’de tüm siyasi partilerden altı kadın belediye başkanı olmuştu. Bu dönem biz dokuz kadın arkadaşımızı İzmir’e önerdik, sekizi yetki aldı. Bunlardan biri, Nilüfer Hanım’dır. Nilüfer Hanım’la bizim şöyle bir geçmişimiz var. Bunu anlatmakta birşey görmüyorum. Ben Nilüfer Hanım’la Ferdi Zeyrek’in bürosunda tanıştım. Kendisi milletvekili adayıydı Nilüfer Hanım’ın. Ben Manisa’ya gittiğimde Ferdi dedi ki ‘Ağabey bir arkadaşım var. Mimar, çok severim. Bir görür müsün?’ Ben de o zamanlar grup başkanvekiliyim. Gittim, Nilüfer Hanım’la Ferdi’nin çayını içtik, dinledim. Dinledikten sonra onun gözünün içine baktım ve dedim ki ‘Nilüfer Hanım ben biraz bu işten anlarım, çocukluktan beri bu işlerin içindeyiz.’ Baktı, ‘Senden olmaz’ dedim. Böyle bir bozuldu. ‘Senden milletvekili olmaz’ dedim. ‘Niye?’ dedi. ‘Senin aklın fikrin şehircilikte, belediyecilikte. Senin aklın ve fikrin mesleğinde, Ferdi gibi mesleğini çok seven bir mimarsın. Ben gidip de Ankara’ya ‘Bunu milletvekili yapmayın’ demeyeceğim ama gelecekte yerel yönetimlerle ilgili bir talebin olursa, onun arkasında dururum. Milletvekilliği yerine ben seni yerel yönetimlere daha yakın gördüm’ dedim. O da hak verdi bana. Sonra milletvekilliği olmadı. Zaten İzmir’de o işler biraz sıkışmıştı o dönemler malumunuz. Sonra bir gün ben partinin Genel Başkanı olarak dosyaları karıştırırken bir baktım ki Nilüfer Mutlu karşımda. Bu sefer belediye başkan adayı olmuş. Ferdi’yi aradım, gece vaktiydi. Dedim k, ‘Ya bu senin Nilüfer karşıma bu sefer bu dosyada çıktı. Ne yapacağız?’ Dedi ki ‘Abi yapar.’ Dedim ki ‘Bak kefil misin?’ Dedi ki ‘Çok iyi tanıyorum. Çok iyidir. İzmir’de Mimarlar Odası Başkanlığı yaptı, iyi arkadaşımızdır. Bu işleri yapar.’ Tabii tek kriter o değil, dünya kadar değerlendirme kriteri oluyor ve anketler yapılıyor biliyorsunuz. Ama Ferdi Zeyrek’in de referansının önemli bir rol oynadığı biçimde Nilüfer Mutlu burada. Nilüfer Çınarlı Mutlu, belediye başkan adayı oldu. İyi bir oy aldı, seçildi.”
“İLK KEZ FERDİ ZEYREK ADI GENÇLERLE BULUŞUYOR”
“İki yılda yaptıklarını hep birlikte izledik. Yani bir belediyecilikten beklenen şeyleri yaptığı gibi ayrıca farklı hizmetler sunarak, fark yaratan işleri de ekibiyle birlikte önemli işler yapmış. Hepsini ağız - diş sağlığı kliniklerinden psikososyal destek merkezlerine, sekiz noktada bütçe dostu mutluluk kahvelerine kadar, Engelsiz Yaşam Köyü ya da çeşitli tarihi kültürel mekanlarla ilgili yapılan işler, Roman gençlerle ilgili çeşitli kurslar, sokak hayvanları ile ilgili yapılan işler oldukça önemli. Her bir tanesi, ki burada hem yaptıkları saymakla bitmez hem diğer belediyelerimizde de çok önemli bu işler var. Ama bugün bizi çağırdığı açılış, gerçekten bizim açımızdan çok anlamlı. Nurcan kardeşimle beraber, Ferdi kardeşimin değerli eşi, pek çok açılışa katılıyoruz. İki şey var. O Ferdi hakkında doğaçlama konuşamıyor, zorlanıyor. Yazarak konuşuyor. Ben de Ferdi hakkında dün olduğu gibi, böyle biraz önce olduğu gibi keyifli şeyleri anlatabiliyorum ancak. Böyle normal ve konularda geçmişe gidince konuşmak gerçekten bizler açısından imkansız. Bugün en doğru tespiti Nurcan yaptı. Biraz önce hem içeride bana söyledi, Ferdi’nin resminin karşısında hem burada söyledi. ‘Çok açılış oldu ama ilk kez Ferdi’nin adı gençlerle buluşuyor’ dedi. Bu gerçekten çok kıymetli. Ben biraz önce gezdim. Gezdiğimiz mekan yeni nesil bir gençlik merkezi. Gerçekten içeride çok farklı alanlarda bir kapıyı açıyorsunuz. Bir de şey de iyi olmuş. Bugün yaşıyor orası. Hani şey olarak değil. ‘Açıp da gezdirelim’ falan değil. Mesela genç iki arkadaş podcast kaydediyorlardı. Onu görüyorsunuz. Bir başka yerde işte bir influencer TikTok çekiyor, onu görüyorsunuz. Bir yerde e-spor müsabakaları var. Bir yerde gençlerin yaratıcılığına yönelik, programcılığa yönelik ya da yeni nesil girişimciliğe yönelik işler yapılıyor. Her bir odasında enerjinin olduğu, her bir odasında yeni nesil eğlencelerin ve yeni nesil gençleri yakalayan hizmetlerin olduğu böyle bir yere Ferdi Zeyrek’in adını verilmesi gerçekten çok anlamlı. Sayın Başkana, tüm ekibine ve belediye meclisinde bu projelere onay veren tüm arkadaşlarımıza yürekten teşekkür ediyoruz. Sağ olsunlar, var olsunlar.”
“YANLIŞ YAPAN KİM OLURSA ÜSTÜNE GİDERİZ”
“İzmir programımızın ben burada sonuna geliyorum. Ama bundan sonra çok daha fazla ben de Genel Başkan olarak İzmir’de olacağım. Bir yılı geçkin bir süredir partimiz ağır bir saldırı altında. Ve bir yıldır Cumhuriyet Halk Partisi’ne atılmadık iftira, yapılmadık hakaret kalmadı. Atatürk’ün kurduğu ajanstan tutun, kamu yayıncılığı için vergilerimizden, bandrollerimizden pay alan TRT’ye kadar yandaş medyasından havuz medyasında, merkez medyasına kadar; bu iktidarın baskısıyla, yönlendirmesiyle, zorlamasıyla uğramadığımız haysiyet suikastı kalmadı. O çok yönlü saldırıların karşısında hep birlikte dimdik ayakta duruyoruz. Yanlışa ‘Yanlış’ diyoruz. Antalya’da Manavgat’taki görüntülere ilk tepkiyi verdik. İlk soruşturmayı açtık. Mevcut ve önceki belediye başkanını birlikte partiden ihraç ettik gün içinde. Muğla’da bir belediye meclis üyesini saatler içerisinde partiden ihraç ettik. Yanlış yapan, hata yapan kim olursa olsun, Cumhuriyet Halk Partisi olarak cesaretle üstüne gideriz. Kimse bunun aksini düşünmesin. Ama kimse kendi iktidar yürüyüşüne ‘Cumhuriyet Halk Partisi engel olacak, yerel yönetimlerde büyük bir başarı elde ettiler, 47 yıl sonra birinci parti oldular. Bizi tarihimizde ilk kez yendiler, Ege’den sildiler süpürdüler. Yedi şehirde, yedi bölgede birden il ya da büyükşehir belediyesi olan tek parti oldular. Bize Ege’de yokuz. Bu durumda bu yürüyüşü kesmeliyiz. Bunun için geleceğin iktidar partisine darbeyi göze aldık. Geleceğin Cumhurbaşkanına darbeyi göze aldık’ diyenlerin attıkları iftiralar yaz boyunca, kış boyunca tepindikleri iftiraların birinin bile iddianamede yer alamadığını, televizyonlarda anlatılan ‘Göreceksiniz. Ne görüntüler var.’ Hangisi var iddianamede? ‘Bin 200 cep telefonu aldılar, Medya A.Ş’den dağıttılar.’ İddianamede iddia edemiyorlar. İddianamede iddia eder ispat edemez, o başka bir şey. İddia dahi etmiyor, tamamen palavra atmışlar. Söyleyen kadını sıkıştırıyorsun televizyonda, ‘Öyle duymuştum’ diyor. ‘Yerin altında milyon eurolar çıktı parkenin altından. Videosu var’ diyen adam ‘Beni de kandırmışlar’ diyor. Bir başka pişkin, ‘E siyaset bu.’ Kendi gazeteci ama ‘Siyaset bu, yalan olur’ diyor. Yalan diye söylediği şey tertemiz insanları annesi, babası, kardeşi, eşi olan, çocuğu her gün okula giden adama ‘Hırsızlık yaptı’ diyor. Sonra ‘Siyasette yalan var biraz’ diyor. Öyle bir sürecin içinde dün akşam gece birde nihayet başlayan duruşmanın, nihayet ilk ara kararında 18 arkadaşımız özgürlüklerine kavuştular. Bundan sonraki ara kararlarda bunların artarak devam edeceğini göreceğiz. Çünkü mahkeme salonu bizim yargılandığımız değil, yargıladığımız bir mecraya dönüşmüştür. Aylar öncesinden söylediğim gibi. Kolay mı? Bir partinin Genel Başkanı çıkacak ve diyecek ki ‘O iddianameyi bekliyoruz. Bu alçakça iftiraların hiçbirini ispat edemeyeceksiniz. Ben arkadaşlarıma güveniyorum ki ve diyorum ki ‘Yargılanmak için değil yargılamak için o iddianameyi bekliyoruz’.” Ben bunu söyledikten altı ay sonra çıktı iddianame. Ve o çirkin onlarca yalanın hiçbirisi çıkmadı. Yetmedi, aileleri tedirgin etmek için saldırılar, eşe saldırılar, çocuğa saldırılar, kardeşe saldırılar. Yetmedi, yalan siteler kurdular ‘Ekrem İmamoğlu’nun uçağı.’ Ekrem İmamoğlu’nun olmadığını ispatlıyorsun, ‘Kiraladığı uçak.’ Kiralayan ‘Ben AK Partiliyim hayatta ona vermem. Vermedim, sevmiyorum, sevmem.’ Her şeyi tek tek çürütüyorsunuz. Şimdi böyle peçete torbası gibi darmadağın olmuş iddianame yaprakları, Silivri’de namuslu arkadaşlarımızın ayakları altında ezilmektedir arkadaşlar. Ayaklarının altında ezilmektedir.”
“BURSA’DAKİ İŞ DE MİLLETİN VİCDANINDAN DÖNER”
“Buradan memleketim Manisa’da bir açılış töreni daha var. Gökan Zeybek burada. Biz uzunca bir süre açılışlar yapmadık. Şu ana kadar ‘Artık yapalım’ dediğimizde bin 100 açılış birikmişti. ‘Hadi yapalım’ dedik 200 - 250 tane yaptık. Ama 400 - 500 tane daha geldi. Yani bin 300 - bin 400 tane açılış ya yapılmak üzere bekliyor ya bitmek üzere. O yüzden bu çok da önemli pozitif gündemler yaratan bu açılış törenlerini yapmaya devam edeceğiz. Ama akşam Bursa’da olacağız. Çünkü Bursa’da belediye meclis çoğunluğu bizde değil diye bir kişinin özgürlüğü elinden alınmaya çalışılıyor. Bursa’da belediye meclisi AK Parti’de. Başkanımız hakkında bütün dosyaları aldılar aylarca çalıştılar, baktılar hiçbir şey bulamadılar. Belediye başkanımızın bu iki yıllık icraatı değil, ondan önceki beş yıl zaten görevde değil, ondan önceki görev süresinin ilk ikinci yılında ve beş yıl geriye dayalı bir iş için belediye başkanımızı gözaltına aldılar. Şimdi böyle 13 - 15 yıl geriye giderek böyle seke seke kanunun izin verdiği kadar. 7 yıl en çok geriye gidebiliyor bakmak için. Ondan 5 yıl önce olmuş bir iş için başkanı hakim karşısından çıkarıp, tutuklatıp, iki yıl önce sandıkta alamadıkları Bursa’yı hakim tokmağıyla almaya çalışıyorlar. Milletin oyuyla alamadıklarını savcının iftirası ve hakimin tokmağıyla almaya çalışıyorlar. Tabi bu tip işler çok kısa, orta, uzun vadeli işlerdir. Kısa vadede bu işlere tenezzül edenler önce kazanır. Orta vadede bu iş, milletin vicdanından döner. Örnek arayan, dönsün kendi hayatına baksın. Haksız yere üç ay tutuklu olan Tayyip Erdoğan, onun yarattığı mağduriyetle parti kurdu nerelere geldi. Ama yine dönsün kendi hayatına baksın. Milli iradeyi baş tacı ederken milletin iradesi onu bir kere sınadı. Ne yaptı? 31 Mart 2019 günü ‘Artık sen ve atadıkların değil, bu sefer de Ekrem İmamoğlu yönetsin İstanbul’u’ dedi. Bunu hazmedemeyip mazbatayı iptal ettiğinde arada 13 bin fark vardı. 45 gün sonra 806 bin fark oldu. Şu anda 1 milyon 150 binin üzerinde farkla seçildik. Şimdi sandık koysanız altına 2 - 2,5 milyondan aşağı fark çıkmaz İstanbul’da. O yüzden bu tip işler kısa vadede yararken, orta vadede millet diyor ki ‘Sen irademe fesat karıştırdın, irademi sakatladın. Dur ben sana bir ayar yapayım aklın başına gelsin’ diyor. Bu sonuç veriyor. Uzun vadede ise bugün yapılan işi ileride çocukları, torunları sahiplenmiyor. Bugün gelinen noktada geçmişteki bu tip ayıplı işleri sahiplenen kimsenin kalmadığıdır.”
“GÜN GELECEK, MİLLET BU DARBEYİ GERİ PÜSKÜRTECEK”
“Recep Tayyip Erdoğan o yüzden diyorum, çok kızıyor. Seçilmiş bir Başbakan, sonra Cumhurbaşkanı, tarafsız. Sonra maalesef taraflı bir Cumhurbaşkanı olarak bu milletten defalarca yetki aldı. Siyaseti bu noktada bıraksaydı demokrasi tarihinde bir yeri vardı. Ama bırakmayı göze almayıp, kaybedeceği seçime girmemek için rakibini hapse attıran, rakip partiye olmadık kötülükler yaptıranı yani Atatürk’ten emanet Cumhuriyetin en büyük kazanımı sandığa el uzatan, sandığa saygı duymayan birisinin vallahi ne duble yollarıyla övünecek ileride AK Parti’nin, eğer AK Parti varsa gençleri. Ne ailesinden torunlar büyüdüğünde diyebilecek ‘Osmangazi Köprüsü dedemin zamanında yapıldı.’ Çünkü gün gelecek devran dönecek, millet bu darbeyi geri püskürtecek. Millet patronun kim olduğunu sandıkta demokratik yollarla yeniden gösterecek. Herkes 19 Mart darbesini darbesinin başındaki kişinin Recep Tayyip Erdoğan olduğunu, uygulayıcısının Akın Gürlek olduğunu, rakibinin aday olmasını engellemek için devletin 31 yıl önce verdiği diplomasını bile inkar edecek kadar her şeye tenezzül ettiğini hatırlayacak herkes. Ve bu dönem darbeyi yapan Erdoğan’la, püskürten kahraman Cumhuriyet Halk Partilileri bütün demokratlar hatırlayacak. Onun için son sözüm şudur: İzmir’in sadece sosyal demokratlarına değil, İzmir’in milliyetçi, muhafazakar, Kürt, liberal, sosyalist bütün demokratlarına darbenin karşısında durdukları ve bundan sonraki süreçte de önce sandığa sahip çıkacak, demokrasiye sahip çıkacak, daha sonra hep birlikte demokratik olarak yarışacakları zemin için, dayanışma gösterdikleri, mücadele ettikleri için teşekkür ediyorum. O günlere hep birlikte kavuşacağız. Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.”
25.11.2023
20.09.2023
29.07.2023
21.07.2023
26.05.2023
03.04.2023
08.03.2023